USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000
Gündem

Güç, Maden ve Bitmeyen İştah

Güç, Maden ve Bitmeyen İştah

Güç, Maden ve Bitmeyen İştah
03-01-2026 12:18
03-01-2026 12:21
ADIYAMAN

Güç, Maden ve Bitmeyen İştah

Gece yarısı gelen haberlerle Amerika’nın Venezuela’ya yönelik bir askeri hamle yaptığı konuşulmaya başlandı. Açıklamalar tanıdık, “Güvenlik”, “istikrar”, “tehdit”… Hepsi daha önce defalarca duyduğumuz cümleler. Ama işin özü yine değişmiyor. Güçlü olan, zayıf gördüğüne dokunuyor.

Venezuela, yıllardır kendi içine kapanmış, dünyaya mesafeli bir ülke. Oysa bu ülke fakir değil. Aksine, yerin altı zenginlikle dolu. Petrol başta olmak üzere altın, demir, boksit, koltan gibi stratejik madenler açısından sayılı ülkelerden biri. Bugün teknoloji konuşuyorsak, savunma sanayi konuşuyorsak, bu madenlerin ne anlama geldiğini herkes az çok biliyor.

Sorun şu ki Venezuela bu zenginliği doğru yönetemedi. Ekonomi yıllardır kapalı bir yapının içinde döndü durdu. Farklı ticaret kanalları aranmadı, üretim çeşitlendirilmedi. Devlet her şeyi kontrol edeyim derken sistemi kilitledi. Sonuçta halk fakirleşti, piyasa çöktü, para pul oldu. Kaynak var ama refah yok. Bu çelişki zaten başlı başına bir problem.

Ülkenin başındaki isim de bu tabloyu toparlayacak bir devlet adamı profili çizemedi. Net bir model yok, net bir vizyon yok. Liyakat desen tartışmalı. Yönetim daha çok ideolojik reflekslerle ilerliyor. Böyle olunca Venezuela, dış müdahalelere karşı güçlü olmak yerine daha da savunmasız hâle geliyor.

Bugün Venezuela’nın dış dünyayla kurduğu ilişkiler büyük ölçüde Rusya ve Çin üzerinden yürüyor. Ticaret, kredi, siyasi destek bu iki eksende dönüyor. Bu durum Amerika’nın hoşuna gitmiyor, açık konuşmak gerekirse. Çünkü mesele demokrasi falan değil; mesele kontrol. O madenlerin, o petrolün kimin elinde olacağı meselesi.

Amerika’nın neden saldırmış olabileceğini anlamak için çok derin analizlere gerek yok. Tarihe bakmak yeterli. Amerika, çıkar gördüğü her coğrafyada benzer yöntemleri kullanmış bir ülke. Latin Amerika bunun en net örnekleriyle dolu. Sömürgecilik kelimesi belki artık eskisi kadar açık söylenmiyor ama yöntem hâlâ aynı: önce baskı, sonra müdahale, sonra yeni düzen.

Eğer bu süreç bir işgale ya da geniş çaplı bir savaşa evrilirse, bunun etkisi sadece Venezuela ile sınırlı kalmaz. Küresel piyasalar da bundan payını alır. Özellikle belirsizlik dönemlerinde altın her zaman olduğu gibi öne çıkar. Savaş ihtimali arttıkça yatırımcı güvenli limana yönelir. Bu da altın fiyatları üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturur.

Kısacası Venezuela meselesi, sadece bir ülkenin iç sorunu değil. Kötü yönetilen zenginliğin, dış müdahalelere nasıl davetiye çıkardığının somut bir örneği. Güçlü olanın, zayıf olana karşı sabrının ne kadar sınırlı olduğunun da.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
E-GAZETE TÜMÜ
E gazete
ANKET TÜMÜ
ARŞİV ARAMA
PUAN DURUMU TÜMÜ